KONKORDATONUN SONA ERME HALLERİ

Hukuk sistemimizde konkordatonun tekrar düzenlenmesi ve iflasın ertelenmesi kurumunun yerine geçmesindeki en büyük amaç mali durumu kötü şirketlerin tasfiye edilmesi değil, o şirketleri ticari hayata tekrar kazandırmaktır fakat bu, konkordato sürecinin her zaman verimli işleyeceği anlamına gelmemektedir.
Hazırlanan ön projeye uyabilen şirketler için konkordato bir kurtulma şansı iken ön projeye uymayan veya uyamayan şirketler için aynı durum söz konusu değildir.
Konkordato daha en başta belirtildiği üzere, borçların yeniden yapılandırılması suretiyle iflasa tabi borçluların mali durumunun düzeltilerek iflastan kurtulmasını, diğer borçluların ise mali durumunun düzeltilmesini amaçlayan, alacaklıların da belirli bir tenzilatla veya vadede alacağına kavuşmasını sağlayan ve mahkemenin tasdikiyle taraflar açısından bağlayıcı hale gelen bir anlaşma niteliğindedir. Bu da demek oluyor ki, konkordato şartlarını sağlamayan veya gerekli prosedürlere uymayan borçluların iflasına da karar verilebilmektedir.

Konkordato iki şekilde sonuçlanabilir:
1. Konkordato mühleti, borçlunun mali durumunun iyileşmesi nedeniyle kaldırılabilir.
2. Konkordato talebi mahkemece reddedilebilir ve iflas şartlarını sağlayan borçlular için iflas kararı verilir.

A. Borçlunun Mali Durumunun Düzelmesi Sebebi ile Kesin Mühletin Kaldırılması
Konkordato talebi ile amaçlanan mali durumun düzelmesi, kesin mühletin sona ermesinden önce gerçekleştiğinde durum komiser tarafından yazılı rapor ile mahkemeye bildirilir.
Bunun üzerine mahkeme gerekli incelemeyi yaptıktan sonra re’sen kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar vermektedir.
Mahkeme bu aşamada karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet etmektedir fakat diğer alacaklılar gerekli görüldüğü takdirde davet edilir.
Bu noktada da alacaklıların konkordato sürecinde aktif bir şekilde rol aldığı görülmektedir.
Borçlunun mali durumunun düzelmesi nedeniyle kesin mühletin kaldırılması başlıklı madde de belirtildiği üzere şöyledir:
“7101 Sayılı Kanun madde 19, (2004 Sayılı Kanun madde 291) – Konkordato talebi ile amaçlanan iyileşmenin, kesin mühletin sona ermesinden önce gerçekleştiğinin komiserin yazılı raporuyla mahkemeye bildirilmesi üzerine mahkemece resen, kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilir. Bu karar, 288. madde uyarınca ilan edilir ve ilgili yerlere bildirilir.
Mahkeme, bu madde kapsamında kesin mühletin kaldırılmasına karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.”

B. Konkordato Talebinin Mahkemece Reddedilmesi
Eğer borçlu iflasa tabi ise ve iflas şatlarını sağlıyorsa kesin mühletin gerçekleşmesinden sonra aşağıda belirtilen haller gerçekleştiği takdirde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühletin kaldırılmasına, konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına karar vermektedir.
1) Borçlunun mal varlığının korunması için iflasın açılmasının gerektiği haller
2) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılan haller
3) Borçlunun 297. maddeye aykırı davrandığı veya komiserin talimatlarına uymadığı haller
4) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatifin konkordato talebinden feragat etmesi

Borçlu taraf her zaman iflasa tabi olamayabilir ve iflasın şartlarını sağlamayabilir.
İflasa tabi olmayan borçlular bakımından ise, konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşıldığı haller ile borçlunun madde 297’ye aykırı davrandığı veya komiserin talimatlarına uymadığı hallerde, mahkemece yukarıda belirtilen prosedürler işletilir ve komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine re’sen karar vermektedir. Kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılmasına 2004 Sayılı Kanun,Madde 292’de değinilmiştir.

“7101 Sayılı Kanun madde 20, (2004 Sayılı Kanun madde 292) – İflasa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi halinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar verir:
a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflasın açılması gerekiyorsa.
b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.
c) Borçlu, 297. maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa.
d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.
İflasa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hallerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.
Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.”

İşbu maddenin 1. fıkrası c bendinde madde 297’ye atıf yapılmış, borçlunun madde 297’de belirtilen hükümlere aykırı davranması sonucu da konkordato talebinin reddine karar verileceği belirtilmiştir.
7101 Sayılı Kanun,Madde 25, 2004 Sayılı Kanun,Madde 297, kesin mühletin borçlu bakımından sonuçlarını belirtmektedir ve bu madde uyarınca borçlu komiserin nezareti altında işlerine devam etmektedir.
Şöyle ki, mühlet kararı verilirken veya mühlet içinde mahkeme, bazı işlemlerin geçerli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetine devam etmesine karar verebilir.
Bu durum iflasın ertelenmesindeki kayyumluk gibi düşünülebilir.
İflas ertelemede devlet tarafından borçlu şirkete bir heyet atanır ve bu heyetteki en yetkili kişilere kayyum denir. Şirketin yapısına ve borcun durumuna göre kayyum sayısı belirlenir.Bu kişiler iflas erteleme sürecini yönetmektedirler.
Finansal olarak ve yönetimsel açıdan borçlu kayyumdan habersiz bir karar alamaz.
Kayyum gerekli gördüğü takdirde gerek olmadığını düşündüğü her harcamayı sonlandırma hakkına sahiptir.

Bununla beraber çok şubeli firmalarda zarar ettiği gerekçesi ile şube veya mağaza kapatma yetkisi de bulunmaktadır.
Bu süreçte tüm tedarikçi firmalar ile peşin ödeme karşılığı ticaret yapılmaktadır ve bunun kararını yine kayyumlar vermektedir.
Konkordatoda da konkordato komiseri sıfatına haiz yetkili kişiler bulunmaktadır ve mahkemeden sonraki en yetkili kişiler bu komiserlerdir.
Borçlu mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen bile olsa devredememektedir.
Bunların yanı sıra borçlunun takyit etme ve ivazsız tasarruflarda bulunma hakkı da bulunmamaktadır. Aksi halde yapılan işlemler hükümsüz kabul edilir.
Mahkeme bu işlemler hakkında karar vermeden önce de komiserin ve alacaklılar kurulunun görüşünü almak zorundadır.
Borçlu yukarıda belirtilen hükümlere uymadığı ve sorumluluklarını yerine getirmediği takdirde borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini mahkeme kaldırabilir ve konkordato talebinin reddine karar verebilir.

“7101 Sayılı Kanun madde 25, (2004 Sayılı Kanun madde 297) – Borçlu, komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Şu kadar ki, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde mahkeme, bazı işlemlerin geçerli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebilir.
Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez, takyit edemez ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz. Aksi halde yapılan işlemler hükümsüzdür. Mahkeme bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin ve alacaklılar kurulunun görüşünü almak zorundadır.
Borçlu bu hükme yahut komiserin ihtarlarına aykırı davranırsa mahkeme, borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir veya 292. madde çerçevesinde karar verir.
Birinci ve üçüncü fıkra kapsamında alınan kararlar 288. madde uyarınca ilan edilir ve ilgili yerlere bildirilir.”